Çorum Çıtır Escort Aykırı Hamiyet

Ertesi günü o zamanki erkek arkadaşım olan, Brünn’lü genç ve zengin bir fabrikatörle buluştum; iki yıldır birlikteydik; bana tapıyor, şımartıyor ve daha öncekiler gibi evlenmek istiyordu; oğlumu ve beni armağanlara boğmasına, biraz körü körüne aşkıyla da sevimli olmasına rağmen, ötekilere yaptığım gibi ona da hep ret cevabı veriyordum. . . Senden kaynaklanan tedirginliğimden, kötü kaderimden kurtulmuş gibiydim, bu öteki farklı Sen sayesinde, hakikatte bana ait olan Sen sayesinde –artık ender, hem de çok ender olarak duygularıma kapılıp evine yaklaşıyordum: sadece tek bir şeyi yapmaya hep devam ettim, yaş günlerinde sana hep bir demet beyaz gül yolladım, hani o zamanlar, o ilk aşk gecemizden sonra bana hediye ettiklerinin tıpatıp aynısı olanlardan. Sen yolculuğa çıkmıştın ve uşağın silkmiş olduğu ağır halıları dairenin açık duran kapısından içeriye sürüklüyordu. Sabahın erken saatlerinde çıkıp beyaz gülleri satın almış ve her yıl yaptığım gibi, senin unuttuğun bir saatin anısına sana yollatmıştım. Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur. Seni yalnızca bir defa bir konserde gördüğüm için, bin defa bunun hayalini kurdum. Gerçi bugün artık anlayabiliyorum –evet, bunu anlamayı öğrettin bana!– bir kızın, bir kadının yüzü bir erkek açısından herhalde alışılmadık ölçüde değişkendir, çünkü böyle bir yüz, çoğunlukla bazen bir tutkunun, bazen bir çocuksuluğun, bazen bir yorgunluğun sadece aynasıdır ve aynadan yansıyan bir görüntü kadar çabuk akıp gider, yani bir erkek açısından bir kadının çehresini yitirmek çok daha kolaydır, zira geçen yılların o çehrede yarattığı değişiklikler ışık ve gölge oyunu gibidir, giysiler ise her defasında çehreleri farklı çerçeveler içinde gösterir. Fakat annem de sıkılgan görünüyordu, beni bir iki kere sevgiyle öptü (bu, normalde asla yapmadığı bir şeydi), kanepede yanına çekti, sonra çekingen ve utangaç bir ifadeyle anlatmaya başladı; kendisi de dul olan akrabası, ona evlenme teklif etmişti ve annem de, her şeyden önce beni düşünerek, bu teklifi kabul etmekte kararlıydı. Hamileliğim akrabaların dikkatini çekmesin ve böylece onlar da eve, aileme haber vermesinler diye, son aylarda işe gidememiştim. Seni suçlamıyorum sevgilim, hayır, seni suçlamıyorum. Ben hep yukarıya, sürekli yukarıya bakmaktaydım: ışık vardı orada, evin vardı, sen vardın, orada benim dünyam vardı. Yürüdüğümüz sırada senin, konuşmalarımız sırasında yandan süzerek, beni bir biçimde hayretle tartmakta olduğunu da hissettim. Evet, şimdi, bundan sonra kim yaş günlerinde sana hep beyaz güller yollayacak? Ah, evet, vazo boş kalacak, bir zamanlar yılda bir defa olsun etrafında esmiş olan o hafif nefes, hayatımdan sana gelen o küçücük rüzgâr, evet, o da solup gidecek! Sevgilim, dinle, senden rica ediyorum. Ve sonunda, bir akşam beni fark ettin. , mektubu titreyen ellerinden bıraktı. Pencerelerin aydınlıktı, yüreğim deli gibi çarpıyordu Çorum Çıtır Escort Aykırı Hamiyet . Taşınmaya hazırlık için benim okulda bulunduğum saatlerden yararlanılıyordu: her eve dönüşümde eşyadan birazı daha taşınmış veya satılmış oluyordu. Bağışla yakınmamı, ne olur bağışla! Zira senin iyi bir insan olduğunu, yüreğinin en derin noktasında hep yardıma hazır olduğunu biliyorum.

Çorum Çıtır Escort Hamiyet Için En Başına

Tek istediğim, çocukluğumun şu en güzel yaşantısını da seninle paylaşmak ve anlatacağım şey çok önemsiz olduğu için benimle alay etmemeni diliyorum, çünkü o zamanki çocuk için, benim için o şey, başlı başına bir sonsuzluktu. İşte seni böyle sevdim, şimdi bunu sana söyleyebilirim, çünkü artık her şey bitti ve geçmişe karıştı. Benimle sanki uzun zamandır tanışıyormuşuz gibi, o hafiften neşeli tavrınla konuştun –ah, evet, hayatıma ait herhangi bir şeyi sezebildiğin hiç olmadı!–, benimle öylesine büyüleyici bir rahatlıkla konuştun ki, sana cevap vermeyi bile başarabildim. Ben –bunu daha önce de söyledim zaten– o sıralarda senin uğruna her şeyi unutmuştum, anneme dikkat etmiyordum ve kimseyle de ilgilenmiyordum. Çorum Çıtır Escort Hamiyet Için En Başına Ve okumaya başladı: Çocuğum dün öldü –üç gün ve üç gece boyunca o küçücük, pamuk ipliğine bağlı hayat uğruna ölümle savaştım, kırk saat süreyle, grip onun zavallı, sıcak vücudunu ateş nöbetleriyle sarsarken, yatağının yanında oturdum. O sırada bir otomobil geldi, durdu ve sen, çekiciliği benim için bugün bile süren o sabırsız ve esnek tarzınla hemen arabanın eşiğinden atlayıp kapıya gitmek istedin. Henüz tanışmamamıza rağmen, bütün akşam boyunca elimde olmadan seni düşündüm. Bu çocuğu doğurur doğurmaz senden uzun süre saklandım; sana duyduğum özlem artık daha az acıtır olmuştu, hatta sanırım seni de eskisinin gerisinde kalan bir tutkuyla seviyordum, en azından, bu çocuk bana armağan edileli beri aşkım artık eskiye oranla daha az acı veriyordu. ” Paltomu almak için gardıroba gitmek istedim. Bunu nasıl düşündüğümü ve o çaresizlik içinde geçen saatlerde doğru dürüst düşünebilip düşünemediğimi sana asla söyleyemeyeceğim, fakat ansızın –annem çıkmıştı– üstümde okul kıyafetiyle kalktım ve karşıya, sana gittim. Ama bilemiyordum: sonunda, evet, en sonunda tanımış mıydın beni, yoksa yeni, başka, yabancı bir kadın olarak mı tutkuyla istiyordun? Yanaklarımı kan basmıştı, masadaki arkadaşlarıma dalgınlıkla birtakım cevaplar veriyordum: Bakışın yüzünden kafamın ne kadar karıştığını herhalde fark etmiştin.